tarafından

The Book Thief – Kitap Hırsızı – Film Eleştirisi

15 Mart 2014 En İyi Filmler Listesi, Film Yorumları, İlgi Çeken Filmler içinde

“Bir gün hepimiz öleceğiz.”

The Book Thief 5Aslında film başlarken belli oluyor kalitesi. ilk saniyelerde anlıyorsunuz sahnelerden oyunculuklara kadar her şeyin en ince ayrıntısına kadar yönetildiğini filmin ince ince dokunduğunu. Oyunculuklar muhteşem. çocuk mezara konurken kadınla beraber sizinde gözlerinizden dökülüyor yaşlar. Filmin her sahnesinin ekran görüntüsünü alıp çerçeveletip duvarınıza asasınız geliyor. Alman edebiyatına bayılıyorum bu konuda çok iyiler. Der Vorleser – The Reader filmide böyle idi. O muhteşem arabaların tasarımının arkasında bu sanat birikimi var. Sanat olmadan diğer alanlarda ileri gitmek mümkün değil gidilse bile sürekliliği yok emin olun. Yüzlerce yıllık Alman felsefi derinliği filmin her ayrıntısına sinmiş durumda. Filmdeki duyguları kılcallarınıza kadar hissediyorsunuz. O yaşta kardeşi ölen kızın vakurluğu hayran bırakıyor sizi kendisine.

Oscar’ı kesinlikle en az 12 Years Slave  (12 Yıllık Esaret film eleştirisini Buradan Okuyabilirsiniz)kadar hakediyor. Hatta oyunculuk bakımından kat be kat üstün olduğunu söyleyebilirim. Bir sonraki festivalde ödül alacağına eminim bu filmin.

The Book Thief (Kitap Hırsızı) Filmini HD olarak cehe.net sitesinden izleyebilirsiniz ama kesinlikle orjinal dvd sini edinip arşivinize katmanızı öneririm. Gelecek nesiller için.

Özgüven

Peki kızıma layık olacağını da nerden  çıkardın sorusuna yakında 12 yaşında olacağım olgunluğu ile cevap verebilen bir çocuk. Hem de Hitler Almanyasında. Ben 33 yıllık yaşantımda bu özgüvene sahip birine rastlamadım bu topraklarda. inşallah bizden sonraki nesil kazanır bu özgüveni. Kimsenin elini öpmeden yetiştireceğim çocuğumu.

Bilinç, Bilinçaltı, Çocuk ve Hakikate Yakın Olma Durumu

Enteresandır ki eziklik belirtisi henüz bilinci bilinçaltına galip gelmemiş olan çocuk aklı tarafından iğrenme ve nefret duyguları ile karşılanıyor ve kaşısındakine kendini ispatlama zorunluluğu getiriyor. Kendini ıspatlarsa topluluğa kabul ediliyor ıspatlayamazsa kendi haline bırakılıyor.

Fanatiklik!

Artık doğruyu bulduğunu düşünüp sorgulamayı bırakarak ezbere sloganlarla bulduğu sandığı o doğruyu diğerlerine dayatmak. Tetikleyicisi tembelliktir çünkü fanatik olmamak her yeni gelen durumu yeniden değerlendirmeyi gerektirir ve sürekli aktif çaba sarfedilen bir yaşam tarzına sahip olunmalıdır. Fanatiklik genellikle zor zamanlardan sonra ortaya çıkar. Çünkü herkesin dermanının tükendiği böyle zamanlarda ufak kahramanlıklar çok büyük itibar görür ve zor zamanın başlangıcında yüksek birikimliler kendini feda ettiği için halkın bu minnetini bu itibarını vakur bir şekilde taşıyamayacak ucuz kahramanlar sonradan fanatikliğe kaçarlar. rekabetin olmadığı böyle zamanlarda rant her alanda hakimdir ve elindekinin sorumluluğunu yerine getiremeyecek eline geçirdiği imkanların altında ezilecek tipler ortaya çıkar.

Okumak…

30 yaşıma geldiğimde artık  öğreneceğimi öğrendiğimi düşünüp kitap okumayı bırakmıştım. 33 yaş itibari ile kazandığım bu muhakeme yeteneği ile esas kitap okumaya bundan sonra ağırlık vermem gerektiğini idrak ediyorum ve özledim açıkçası istiklalde kalabalığın içinde uzun süren yürüyüş sohbetlerinden sonra Yapı Kredi kültür Sanata girip bir kitap seçmeyi. Sonra o kitap hakkında muhatabı ile sohbet etmeyi.

İyi İsen…

İyiysen gözünü dört açmalısın. Sanki bütün dünyanın yükü senin omuzlarındaymış gibi öz beynini burnundan kusarcasına belki günlük 3 saatlik uyku ile… ama hep bir adım önde hep bütün duyu organların aşırı hassas bir şekilde, sürekli devinim halinde. Karşındakinin ilgilendiği herşeyle ilgilenmen gerekiyor bir taraftan kendin olurken. iyi olmak zordur çelme takarlar. Göremediğinde o çelmeyi kalkıp yoluna devam edebilmelisin. Stop düğmesi olmayan bir motor gibi seni nere bırakırlarsa bıraksınlar çarkların dönmeye devam etmeli. Unutma ki stop düğmen start düğmene basanın elinde. O stop deyinceye kadar kimse seni durduramaz. Zaten O stop dediyse de kimse seni yaşatamaz.

Hafıza ruhun katibidir. (Aristoteles)

Konuşma ise düşüncenin labaratuarı. Bir toplum konuşmuyorsa iletişim kurmuyorsa o toplumda düşünce ölür. Almanyaya gittiğimde farkettim bizde düşüncenin öldüğünü belki de hiç yaşamamıştır. Uzuuuun uzun istişare ediyorlardı kendi dillerinde ve dönüp bize ingilizce soruyorlardı hangisini tercih edersiniz diye. Sonra beraber gittiğimiz arkadaşla ben aramızda tek bir cümle ile anlaşıp cevap veriyorduk. İlginç bulmuşlardı tepki göstermişlerdi. Onların o kadar uzun süre üzerine istişare ettikleri şeye bizim aramızda tek bir cümle ile karar vermemize. Cafeleri vardı onların geniş kaldırımlara yayılmış İkindi işlerinden çıkıp sohbet ettikleri.

Niye Geri Kaldık?

20. yüzyıla kadar bireysel kahramanlıklar toplumları alıp ileri taşıyabiliyordu. Sanayi devrimi ve sonrasında makinanın insanla beraber çalışma durumu, bilimin gelişmesi artık insanların organize bri şekilde ürünler ortaya koymalarını diretti. Beraber çalışabilmek için iletişim kurabiliyor olmak kaşıdakini dinleyebiliyor olmak gerekiyordu. Bizim toplumsal olarak bunu gerçekleştirebiliyor olmamız gerekiyorki sonrasında gelişme gelebilsin. Bir Japon atasözü der ki 1 Türk 5 Japona bedeldir. 5 Japon ise 50 Türke bedeldir. İnsanlarımız ikindin sandalyeleri  geniş caddelere yayılmış cafelerde sohbet edemediği müddetçe bizim çıkmazlarımız devam edecektir.

Yazmak Üretmek,

Dışarısı nasıl sorusuna Bulutlu demek yerine Soluk bir gün. Her şey bir bulutun arkasında sıkışmış kalmış ve güneş, güneşe benzemiyor o tıpkı gümüş bir istiridye gibi. diye tarif etmek. Akıl yürütmek. kelimelerin üstünde yürüyen bir akıl. Kelimeler yani aklımızın üstünde adımını attığı taşlar ise kitaplardan ve bizden önceki tecrübelilerle edilen sohbetlerden. Ne kadar uzağız değilmi. Bizden bir ya da iki kuşak öncekilerin anlatıcılığından. Üretmekten. Ne kadar pasif tüketiciler olduk kaldık. Kim başına gelen olayı böyle ifade edebiliyor ki ya da dedelerimiz gibi.

Baskılanan Yetenek,

Çağımızda tv, internet gibi bir çok yolla ya da okuduğumuz kitaplar izlediğimiz filmler ile sürekli dışarıdan bir başkasınıın hayal dünyasının ürünü olan uyaranlara maruz kalıyoruz.Sürekli bu çeşit uyaranlara maruz kalıp birşey üretmemek, özellikle çocuklarda hayal dünyasını ve üretme yeteneğini baskılayacaktır. Bu nedenle izlemenin yanında çocuklarla onların drama yeteneğini geliştirecek oyunlar oynamalısınız ki yaratıcılıkları, hayal güçleri, üretme yetenekleri körelmesin.

Filmden Kareler

The Book Thief 1The Book Thief 22014-03-13 16_27_33-Greenshot The Book Thief 3 The Book Thief 4   The Book Thief 7

Yanıt bırak

Yorum göndermek için giriş yapmış olmalısınız.

Araç çubuğuna atla