tarafından

Dallas Buyers Club – Film Eleştirisi

21 Mart 2014 En İyi Filmler Listesi, Film Yorumları, İlgi Çeken Filmler içinde

Dallas Buyers ClubBen küfürbaz değilim benim ilham perilerim sürtük diyor Can Yücel. Gerçek bir hikayeden alınmış 2013 yapımı Dallas Buyers Club isimli filmde bohem, gününü yaşayan bir kişilik olan Ron WOODROOF’u canlandırıyor Matthew McConaughey gayet galesiz bir şekilde 🙂

Film, kahramanın aids hastası olduğunu öğrenmesi ile başlıyor ve sonrasında hem aidse hem toplumun önyargılarına ve hem de ilaç karteline karşı verdiği savaşı anlatıyor. Oyunculuk, kurgu ve görsellik sıradan amerikan filmleri gibi ruhsuz. Keşke almanlar yapsaydı filmi. hikayeye yazık etmiş ruhsuz amerikalılar. sadece hikayenin gerçek olması filmi çekici kılıyor ki sırf hikayesi için izlenir film.

Fuhuş Yasağının Temelleri:

Evlilik nasıl ortaya çıkmıştır, insanların sadece tek bir eşle ömrünü tamamlaması fikri nasıl oluşmuştur merak ederim hep.İnsanın kavgası ilk çiti çektiğinde başlar diyor Karl Marx yani ilk sahiplenme ile. Kadın ve evlilikle ilgili de durum böyle olabilir. Tıpkı tabiatta olduğu gibi geçmişte bir kadına sahip olmak isteyen erkeklerin kıyasıya mücadelesi toplumların toplu kıyımlarına savaşlara sebep olmuştur muhtemelen. Ve evlilik gibi bir müessesenin olmayışı da kadına sahip olma kavgasının ömür boyu en azından kadın vücudu diriliğini koruduğu müddetçe devam etmesine neden olmuştur. Bu durumu gören kabile akilleri ülen şu işi bi kurala bağlayalım birbirimizi öldürüp durmayalım diyip evliliği icat etmiş ve eşinden başkası ile birlikteliği yasaklamışlardır. Hatta az gelişmiş toplumların kadın namusuna bakış açıları bile buradan geliyor olabilir. Ya da Hz Ademden itibaren devam eden islam dini taa baştan evliliği getirmiştir de insanlar sonradan eldeki ile yetinmeyip azgınlaşmışlardır.

AIDS:

AIDS son yüzyılın en çok konuşulan konularından biri oldu. Fuhuşla ortaya çıktığını iddia eden muhafazakarlar yanında süper güçlerin afrikada yaptığı deneyler yüzünden ortaya çıktığını söyleyen komplo teorisyenleri de var. Kimisi ise bozulan, fuhşu sıradanlaştıran toplumları Tanrının hiv virüsü ile cezalandırdığını düşünüyor. Nasıl ve neden ortaya çıktı bilmiyorum ama AIDS’in fuhuşla yayıldığı kesin. Size fuhuş iyidir ya da kötüdür deyip zekanıza hakaret etmek istemiyorum. Buna yazının sonunda kendiniz karar verirsiniz.

Fuhuş, Eşcinsellik, Ensest Kötümüdür Neden Yasaklanagelmiş Bu Gün Neden Yasaklanıyor?

Bu konulara medeniyetin geldiği son nokta itibari ile iki açıdan bakılıyor. Birincisi bilimsel açı diğeri ise islami bakış bir de hiçbirini takmayıp oluruna bırakanlar var. Ne diyor bilim bu konularda. Fuhuş hakkında sadece sosyoloji ve psikoloji bilimi konuşabiliyor ki o da  sadece fuhşun insan psikolojisi ve toplum sosyolojisi üzerinde etkilerini inceliyor ve iyi ya da kötüdür demiyor. Zaten bilimin alanına da girmez iyi ya da kötü. Eşcinsellik de aynı durumda. Ensest ise herkesin üstünde karar kıldığı bir kötü ama niye kötüdür henüz açıklanabilmiş değil.  Ensest ilişki hakkında bilimin söyleyebileceği sakat çocuk doğumudur ki doğum kontrol yöntemleri ile korunmak ensestin bu etkisini gidereceğinden bilimin pek söyleyebileceği bir şey kalmıyor. Kaldı ki korunmasalar bile ortaya çıkacak çocuğun sakat doğmasına da bilim kötü diyemez çünkü birincisi çocuğun sakat doğacağı kesin değildir ikincisi sakat çocuğun doğumu kötü ise normal ilişkilerden doğma ihtimali olan sakat çocuğun da alınması gündeme gelebilir. Sakat çocukların doğmasına engel olmak ise onların getireceği genlerin ileride insanlığın devamı için gerekli genler olabilme ihtimali yüzünden yanlış olabilir. Görüyorsunuz bilimin bir şeye iyi ya da kötü diyebilmesi için sonsuz olasılığı hesaplayabiliyor olması gerekir. O nedenle bilim insana şu iyidir şu kötüdür diyemez. Bilim bunu diyebilse bile biri çıkıp  takmıyorum lan sizin iyilerinizi kötülerinizi 70 yıl yaşayacağım zevklerimi erdemlere kurban edemem dediği anda mesele bitmiştir, bilimin diyeceği bir şey kalmıyor. Yani sizin anlayacağınız hayatta tek hakiki mürşit ilim değil.

Din ise Fuhuşu yasaklamasını nimet sorumluluk dengesi ile açıklıyor. Eğer bir nimeti kullanıyorsan sorumluluklarını yerine getireceksin ki başka canlılar senin arkanı toplamak zorunda kalmasın. Diğer bir mesele ise dinin bilimle buluştuğu nokta nesep karışıklığının yani kimin kimin çocuğu olduğunun belli olmamasının ve sonucunda kardeş evliliklerinin ortaya çıkmasının insanlığın sonunu getireceğini söylüyor. Ayrıldıkları nokta ise bilim insanlığın sonunun gelmesi kötüdür diyemezken din diyor ki Doğru Ezeli ve Ebedi Varoluştur (The Truth is Eternal Existincy) ve Var’ın olduğu yerde yok yoktur. Dolayısı ile insanın varoluşunu tehlikeye atacak her davranışı gidip kendini cama vurup duran kuş gibidir. camdan dışarı çıkamaz ama sürekli kendine acı verir.işte bu davranış Allah’a karşı işlenmiş bir suçtur, onun insana verdiği varoluş nimetine nankörlüktür zaten eşyanın özünde de tabiatın özünde de varoluş vardır buna ters kürek çekip kendini heba eden tek varlık insandır.

Toplumlar 100 yıl öncesine kadar fuhuşun kötü olduğunu düşünüyordu, bir çok toplumda uzun zaman önce serbest bırakıldı. Eşcinsellik ise yavaş yavaş kabul görmeye başladı. Peki ensest de gelecekte kabul görecek mi insanlar arasında.

19 yüzyılın sonları 20. Yüzyılın başlarında avrupada bilimin gelişmesi ile kilisenin söylediği yalanlar bir bir ortaya çıkmaya başlayınca insanların özellikle bilim çevrelerinin dine olan güveni sarsıldı. Ve insanlar şu teoriyi kabullendiler. Tanrı, Geçmişte insanlığın bilmediği şeylerden korkması sonucu, sığınacak bir varlık aramaları ile ortaya çıkmış soyut bir kavram psikolojik savunma mekanizmasıdır. Din ise bu soyut tanrı kavramını nakde çevirmek, toplumlarını kolay yönetebilmek isteyen yöneticilerin çevresindeki zeki tiplere yaptırdığı kurallar bütünüdür dolayısı ile insanın bilmediği azaldıkça tanrıya ve dine olan ihtiyacı azalacak ve bilim toplum hayatına hakim olurken dinler toplum hayatından kademeli olarak çekilecektir. Bizim cumhuriyeti kuran kadro da bu akımdan ciddi şekilde etkilenmiştir ama buna sonraki yazılarımızda değineceğiz.

Din toplum hayatından çekilirken bilim dinin kurallarının yerini dolduramadı. Hatta bilim insana iyi ya da kötüyü söylemez sadece varolanın bilgisini verir dedi ve aradan çekildi.

Dinin getirdiği kuralları toptan reddedip kendi kurallarını yazmak istediğinde insan hayattaki her ayrıntıyı yeniden temellendirmesi gerekiyor artık. Fabrikalarda kuluçkadan çıkan tavukların ayrılıp horozların tekrar canlı canlı değirmene atılıp yeme dönüştürülmesinden tutun da ensest ilişkiye kadar temellendirilip kurala bağlanacak çok şey var. Ve insanlık hepsini keşfetmeden yaptığı hatalarla bütün kainatın sonunu getirebilir. Bkz. Butterfl Effect.

Yanıt bırak

Yorum göndermek için giriş yapmış olmalısınız.

Araç çubuğuna atla